Şamil Tayyar’ın Genel Başkanımız Mehmet Metiner’e yönelik sözlerine Fatih Hatipoğlu’ndan cevap.

yazar:

kategori:

ŞAMİL TAYYAR KİMDİR, NEREDEN GELİR, KİME DAYANIR?

Şamil Tayyar’ın söylemindeki o üstten bakan, tehditkâr, “devlet aklını ben bilirim” tonu insanı bir an durduruyor. Bu özgüven nereden geliyor? Kim adına konuşuyor? Kime dayanarak bu sürecin tüm aktörlerine racon kesiyor?

Bu cüreti ve dili, bizzat MHP’nin açıklamasına, Erdoğan’ın siyasi iradesine, Bahçeli’nin süreci açan beyanlarına, Meclis’teki tüm partilerin desteğine, hatta İbrahim Kalın, Hakan Fidan ve Yaşar Güler’in yürüttüğü kurumsal sürece çarpıyor.

Mehmet Metiner belli bir şahsiyet; aidiyeti de belli, neyi neden savunduğu da herkes tarafından anlaşılabilir. Ama Şamil Tayyar öyle mi? Bir insan kendi pozisyonunu bilse susar.

Ama Tayyar Bey’in pozisyonu zaten meçhul. AK Parti’nin neresine düştüğü belli değil. Ne muhafazakâr damar onu sahipleniyor, ne milliyetçi damar, ne İslamcı damar, ne merkez damar.

Kökü yok, geleneği yok, temsil ettiği bir kitle yok. Peki bu gürültü kimin adına?

Erdoğan’ın yanındakileri, baştan beri sahada olanları biliyoruz. Devlet aklının taşıyıcı damarlarını kısmen biliyoruz.

Bu süreçte sorumluluk alanları biliyoruz. Peki Şamil Tayyar kim? Ne zaman “devlet aklı”nın sahibi oldu da her görüşeni, her konuşanı, sürece dair fikri olan herkesi Metiner üzerinden “hain, müptezel, devlet aklından yoksun” diye tehdit etme salahiyetini kendinde buluyor?

Devlette gizli görüşme yürütmek başka bir şeydir. (Beni takip edenler bilir, ben gizli saklı işleri yanlış bulurum.) Ama gizlilik kararına rağmen masa hakkında “O şunu dedi, bunu dedi” diye bilgi sızdırır gibi konuşmak bambaşka bir şeydir. Buna ne denir? Tahrik. Manipülasyon. Süreç sabotajı.

Hem gizlilik kararına riayet etmeyeceksin, hem de “devlet aklı” diye bağıracaksın. Devlet aklına en büyük zarar, böyle sorumsuz imalardan gelir.

Şimdi soruyorum:

Bu devletin Cumhurbaşkanı kim?

Recep Tayyip Erdoğan.

Bu süreci açan kim?

Devlet Bahçeli.

Bu süreci kurumsallaştıran kim?

İbrahim Kalın, Hakan Fidan ve Yaşar Güler başta olmak üzere devletin tüm güvenlik bürokrasisi.

Meclis desteği kimden geliyor?

CHP dahil bütün partilerden.

E peki suçlu kim oluyor?

Fikrini beyan eden Mehmet Metiner mi? Destekleyen vatandaş mı? Meseleyi anlamaya çalışan gazeteci mi? Benim gibi dış kapının mandalı mı?

Şamil Tayyar’a göre öyle. Çünkü zihniyeti şu: “Ben konuşursam devlet konuşur; ben tehdit edersem herkes hizaya gelir; ben bağırırsam süreç çöker.” Hayır. Umarım o dönem bitmiştir. İlk süreçten bu yana Şamil gibileri bir manipülasyonla işi bozdurdu. Bugün kimse Şamil Tayyar’ın tehdidiyle hizaya girecek bir memlekette yaşamıyor.

Kaldı ki devlet iradesi, sosyal medya raconlarıyla kurulan bir şey değildir, olmamalıdır. Devlet aklı, bağıranlarda değil; sahayı okuyanlarda, milletin hukukunu ve bölgenin kaderini gözetenlerde tecelli eder.

Şamil Tayyar’ın çıkışları ise sadece şunu gösteriyor: Pozisyonu belirsiz, meşruiyetsiz, temsil gücü olmayan bir figür; kendine alan açmak için süreci dinamitlemeye çalışıyor gibi görünüyor.

Gürültüsü de bundan. Allah selamet versin; zihniyeti, dili, tehdidi eski. Türkiye ise yeni bir yola girmiş durumda. Biz bu yol inşallah iyi olur diye destekliyoruz; kötü plan ise Allah’a havale ediyorum. Not:şamil bey üzerinden izah etmeye çalıştım ama Konu şu süreç kötü ise önerisini net olarak ortaya koymaktır .

Bir iş yapanları ancak öyle eleştirmek gerekir!


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir