Son dönemde kaleme alınan bazı yazılar, artık bir görüş ayrılığı ya da fikir eleştirisi olmanın çok ötesine geçmiştir.
Bu metinler, bilinçli bir çarpıtma üzerinden Genel Başkanımız Mehmet Metiner’i ve onun temsil ettiği siyasal aklı hedef almaktadır.
Öncelikle şu gerçeğin altını kalın çizgilerle çizmek gerekir:
Kimse Suriye sahasındaki SDG/YPG yapılanmasını “farklı” ya da “masum” bir yere koymamaktadır.
Böyle bir iddia, ya meseleyi anlamamaktan ya da bilerek saptırmaktan kaynaklanır.
Tartışılan şey; bu yapılanmanın Türkiye açısından taşıdığı stratejik güvenlik riski ve bu riskin devlet aklıyla nasıl yönetilmesi gerektiğidir.
Devlet aklı; bağırarak konuşmaz.
Devlet aklı; slogan üretmez.
Devlet aklı; hamasetle değil, tarih, hafıza ve stratejiyle hareket eder.
Genel Başkanımız Mehmet Metiner’in savunduğu çizgi tam olarak budur.
Bugün bu çizgiyi itibarsızlaştırmaya çalışanlar, aslında güvenlikten değil; reflekslerden beslenen dar bir akıldan konuşmaktadır.
Buradan açıkça soruyoruz: Türkiye’nin güvenliği, halkları örgütlere mahkûm eden bir dille mi sağlanır, yoksa örgütle halkı birbirinden ayıran, uzun vadeli strateji üreten bir devlet aklıyla mı?
Genel Başkanımız Mehmet Metiner’in siyasi çizgisi dün başlamış değildir.
Bugün hedef alınan bu aklı anlamak isteyenler, kırk yıl öncesine bakmalıdır.
Metiner, Girişim dergisini çıkardığı yıllarda, henüz bu ülkede birçok kişi suskunken, Halepçe Katliamı’nı derginin kapağına taşıyan isimdir.
O gün Kürtlere yapılan zulmü görmezden gelenler, o gün Metiner’e itiraz edenler hangi aklın esiri idiyse; bugün de aynı akıl, aynı refleksle Genel Başkanımızın karşısına dikilmektedir.
Dün Halepçe’yi “fazla” bulanlar, bugün devlet aklını “şüpheli” ilan etmektedir. Bu bir tesadüf değildir. Genel Başkanımız Mehmet Metiner’e yöneltilen bu saldırılar, bir kişiye yönelik değildir.
Bu saldırılar; – inkârı reddeden, – teröre karşı net, – halkla örgüt arasında ayrım yapan, – Türkiye’nin birliğini ve güvenliğini merkeze alan bir siyasal akla yöneliktir.
“Kürtçü” gibi ifadelerle yapılan bu saldırılar, eleştiri değildir; kimliği suç gibi gösteren ilkel bir yaftalamadır.
Bu dil; Kürt kelimesini başlı başına bir tehdit gibi sunan, toplumu sessizce ayrıştıran tehlikeli bir dildir.
Bu dili kullananlar, farkında olsun ya da olmasın, yıllardır terör örgütlerinin beslenmek istediği zemine su taşımaktadır.
Biz buradan açıkça söylüyoruz:
Kürt olmaktan gurur duyuyoruz.
Bu gurur; ayrıştıran değil birleştiren, üstünlük iddiası taşımayan, eşit yurttaşlık temelinde bir gururdur.
Genel Başkanımız Mehmet Metiner’in savunduğu çizgi de budur.
Bu ülkenin birliği, kimlikleri bastırarak değil; kimlikleri eşitleyerek korunur.
Devlet, yaftalayarak değil; ayrım yaparak güçlenir. Sertlik, hakarette değil; tutarlılıkta ve hafızada olur.
Genel Başkanımız Mehmet Metiner yalnız değildir. Onun karşısına çıkanlar dün de vardı, bugün de var.
Ama dün nasıl hakikat galip geldiyse, bugün de gelecektir.
Biz Demokrasi ve Birlik Derneği olarak bu dili, bu çarpıtmayı ve bu kötü niyeti reddediyoruz.
Ne devlet aklını itibarsızlaştıranlara teslim oluruz, ne de kimliği suç sayan bu karanlık dile boyun eğeriz.
11 Ocak 2026
Mustafa Akel
Demokrasi ve Birlik Derneği Sözcüsü


Bir yanıt yazın