Kürt kardeşlerimize de buradan sesleniyoruz:
Ey Kürt kardeşlerimiz!
Türk kardeşlerinizle aranıza kin ve nefret tohumları ekmeye çalışan etnik milliyetçilerin/ırkçıların oyunlarını bozmak sizin boynunuzun borcudur.
Bugüne kadar kahir ekseriyetle Türk’ü kendinizden bilen ve ortak geleceğinizi Türk kardeşlerinizle inşa etmeyi amaçlayan bir anlayış çizgisinde durdunuz.
Bölünmeyi düşünmediniz.
Ayrılmayı aklınızın ucuna dahi getirmediniz.
Türkiye’yi kendi öz vatanınız, Türkleri de can kardeşleriniz bildiniz.
Kanlarınız birbirine karıştı.
Tek bir can oldunuz.
Birbirinize her daim can oldunuz.
Bilesiniz ki bu ülkede bir dönem sadece sizler öteki olarak görülmediniz.
Yalnızca sizler baskılanmadınız.
Türk kardeşleriniz de inançlarından ve hayat tarzlarından dolayı acımasız bir zulme ve baskıya maruz bırakıldılar.
Türk’ün de töresi ve kıblesi değiştirilmek istendi.
Size yapılanları sakın ola ki Türk kardeşlerinizden bilmeyesiniz.
Zira onlar da en az sizin kadar mağdur ve mazlum oldular.
Türklerin sizinle sorunu hiç olmadı.
Sizin de Türklerle bir sorununuz hiç olmadı.
Aranıza kan sokmaya çalışanlar oldu.
Aranıza dağlar girdi.
Dağlar, hepinizin, hepimizin yüreğini dağladı.
Sizler de evlatlarınızı yitirdiniz.
Türk kardeşleriniz de evlatlarını yitirdi.
Kanlarınız ve gözyaşlarınız arş-ı alaya ulaştı.
Ama buna rağmen ne siz Türk kardeşlerinize düşman oldunuz, ne de Türk kardeşleriniz size.
O eski Türkiye artık geride kaldı.
İnkar dönemi bitti.
İnkar dönemini büyük bir cesaretle sonlandıran Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı bu vesileyle saygıyla anıyor ve yürekten selamlıyoruz.
Aramıza giren ve bizi birbirimizden kopartan dağ sorunumuz da bitmek üzere.
O dağları aşmaya çağırıyoruz sizi.
Ne dağda kalmanın, ne dağlarda ölüm kusmanın çare olmadığını herkesten önce ve herkesten çok yüksek sesle sizin haykırmasını istiyoruz.
Sesiniz her zamankinden daha gür çıksın ki Türk kardeşlerinizle aranızda örülmek istenen duvarlar paramparça olsun, dağları hala çözüm olarak görenler varsa onlar da artık bir karşılıklarının olmadığını bilip akıllarını başlarına devşirsinler.
Ey Kürt kardeşlerimiz!
Türkçeyi tıpkı Kürtçe gibi kendi diliniz olarak gördüğünüzü göstermekten kaçınmayasınız.
Türkçeyi yalnızca resmi diliniz olarak değil, bu ülkede hepimizi ortaklaştıran hepimizin ortak dili olarak gören bir bakış açısına sahip olunuz ki Türklerle aranıza fitne sokmak isteyenlerin oyunlarını boşa çıkartasınız.
Herkes şunu bilmeli:
Türkçe ne kadar Türk’ün dili ise Kürd’ün de dilidir.
Kürtçe ne kadar Kürdün dili ise Türk’ün de dilidir.
Dillerimizden birinin resmi dil olması diğer dillerimizin de yaşayan ve yaşatılan diller olması hepimizin tek temennisi olmalıdır.
Türk-Kürt ittifakı bir resmiyet ilişkisi veya ast-üst ilişkisi değildir.
Resmi dilimiz olan aziz Türkçe’mizin yanına aziz Kürtçe’mizin ikinci bir resmi dil olarak iliştirilmesini talep etmek gibi yeni sorun alanları açmaktan vazgeçen bir yerde kendimizi konumlandırmalıyız.
Türkçe tek resmi dilimiz olmalı, ama Kürtçe ve diğer tüm dillerimiz de devlet katında kabul gören ve kamusal alanda görünürlük arz eden aziz dillerimiz olarak görülüp yaşatılmalı.
Türkiye gömlek değiştiriyor.
Gözle görülür bir zihniyet değişimine gidiyor.
Silahların toprağa gömülmesiyle beraber, yani dağ sorununun çözümüyle birlikte, herkese kazandıracak daha demokratik ve özgürlükçü bir yeni Türkiye’ye hep birlikte merhaba diyeceğimiz tarihi günlerin eşiğinde bulunuyoruz.
Önümüzde kritik bir eşik duruyor.
O eşiği atladık mı Türkiye’yi tekrar o kurucu ruh doğrultusunda birlikte inşa etmeye koyulacağımız günler başlayacak.
Heyecanımız o yüzden.
Sevincimiz o nedenle.
Acelemiz, yapacağımız işin hayırlı olmasıyla alakalı.
Peygamberimiz “Hayırlı işlerde acele ediniz” diye emrettiği için.
Şimdi kritik bir eşiğin önünde duruyoruz.
Nedir o kritik eşik?
Silahların artık tehdit unsuru olmaktan tamamen çıkartılmasıdır.


Bir yanıt yazın