Ahmet Türk’ün dili üzerinden süreç okuması yapmak yanlış.
Ahmet Türk’ün diline takılıp kalmak yanlış.
Ahmet Türk’ün dilini bu denli gündemde tutmaya çalışmak yanlış.
Ahmet Türk’ün dilini süreç için engelleyici bir dil gibi gösterip tartışmak yanlış.
Süreç yönetimi, sabır ve soğukkanlılık ister.
Anlık ve abartılı tepkiler sürecin ruhuyla bağdaşmaz.
Geçmişte Reis’imizin de tarihi bir gerçekliğe dikkat çekmek için kullandığı bir deyim üzerinden eski Türkiye’ye ait bölünme paranoyasını tetikleyecek polemikler ve suçlamalar üretmekten kaçınmak gerek.
Türkiye’yi o birilerinin istediği tartışma mecralarına itmeye gerek yok.
Oyun bozmak, özgüven ister.
Oyun kurucu aktör olmak ise büyük resme bakmayı ve yalnızca geleceği inşa etmeye odaklanmayı gerektirir.
Kaş yapalım derken göz çıkartmayan derin bir basiretin sahipleri olmalıyız.
Selçuklu-Osmanlı Türk atalarımızdan miras kalan bir deyim üzerinden bölünme paranoyasını tekrar diri tutmaya gerek yok.
Türkiye’de gayrı bir bölünme sorunu yoktur.
Olmayan bir sorunu tekrar olduracak bir zihniyeti kuşanmaya gerek yoktur.
Öcalan’ın/PKK’nın ayrı devlet, etnik temelli federasyon vb talepleri gayrı tarihe karıştı.
O taleplerin tümü artık toprağa gömüldü.
Bu büyük bir kazanım ve bir büyük birlik için tarihi bir şans.
Şimdi sıra silahların tümden gömülmesi e geldi.
Tam da silahları da toprağa gömmeye çalıştığımız bir dönemde sabah akşam o deyim üzerinden, Ahmet Türk’ün merkezinde yer aldığı tartışmaları diri tutmaya çalışmak hakikaten yanlış.
Bu bir mayın tarlası.
Bunu görmemek akıl karı değil.
Oyun bozucu ve oyun kurucu siyasi aklımızın o eski Türkiye’nin paranoyalarına kurban edilmesine izin vermemeliyiz.
“Bölücülük” kelimesini dilimizden söküp atmalıyız gayrı.
Bölücülük eksenli paranoyaları arkamızda bırakmalıyız tümden.
Tarihsel büyüklüğümüze yaraşır bir özgüvenle yolumuza devam etmeliyiz.
Yanlış ve zararlı gündemlerin peşine takılarak süreç bozguncularının ekmeğine yağ sürenlerden olmamalıyız.


Bir yanıt yazın