SORU/YORUM ETNİKÇİLİK VE ETNİK SİYASET NEDİR?

yazar:

kategori:

SORU/YORUM

ETNİKÇİLİK VE ETNİK SİYASET NEDİR?

Öcalan’ın 27 Şubat deklarasyonundan sonra PKK kendini feshetti. Yeni bir anlayış yeni bir siyaset esas alındı. Etnik temelde ayrı devlet veya federasyon-otonomi türü talepler toprağa gömüldü. Demokratik siyaseti yalnızca esas alan bir yöntemde karar kılındı.

Şimdi soruyorum:

Bu durumda ısrarla “etnikçilik”, “etnik bölücülük”, “etnik siyaset” söylemini tedavülde tutmak niye?

Mesela şu an savunulan hangi talep “etnik bölücülük” içeriyor? Doğru oturup doğru konuşalım: Süreçle birlikte artık “etnik bölücülük” ve “etnik siyaset” söylemi anlamını yitirdi.

Çünkü artık o talepleri savunan bir örgüt ve parti yok karşımızda. O yüzden olumlayıcı ve katkı sağlayıcı yeni bir dil üzerinden, hatta takdir içeren bir yeni dil üzerinden konuşmayı esas almalıyız.

Ufak tefek yol kazalarını görmezlikten gelerek ilerlemeliyiz. Ama nedense “etnikçilik” söylemi üzerinden hala konuşmak isteyenler var. Belli ki birileri dillerini değiştirmemekte ısrarcı.

İşin çelişkili yanı şu: Kendi anlayışını ve dilini değiştirmeyenler karşısındakilere anlayış ve dil değişikliği önerisinde bulunuyorlar. Elbette bir dil değişikliğine acilen ihtiyaç var.

Herkes kendinden başlayarak bunu yaparsa sorun çözülür.

Çözüme giden yol, suçlayıcı olmaktan çıkmaktır. “Kürdistan” ifadesine anında “etnik bölücü” niyet yükleyen o eski Türkiye aklından da gayrı uzak durmak gerek.

Kimin ne niyetle söylediğine bakmadan salt bu ifade biçimini topyekûn “etnik bölücü siyaset” kategorisine sokup suçlama konusu yapmak doğru değil.

Cumhurbaşkanımızın geçmişte bu tarz ifade biçimlerine anında “etnik bölücülük” anlamı yükleyip suçlama getirenlere cevap verirken söyledikleri, yalnızca tarihsel bir gerçekliğe işaret etmekle sınırlı değil.

Yanısıra, o tarihsel gerçekliğe uygun olarak o ifadeyi kullananları bölücü diye suçlayıp düşmanlaştırma yoluna gitmenin de yanlış olduğu anlayışını içeriyor. Bu bütünselliği unutmadan konuşmak lazım.

Zira Cumhurbaşkanımızın ne dediği niye dediği ve nasıl dediği ayan beyan ortada.

Başkasının teviline ihtiyaç duyulmayacak kadar açık ve net. O ifade biçiminin bizatihi kendisine değil ama ona yüklenen içerik üzerinden söz söylemek elbette gerekir.

Ezcümle: Devletin tekliğini kabul eden, etnikçi-bölücü talepleri reddeden, ayrılma ve bölünme talepleri yerine bütünleşmeyi savunan, devlet ve toplumla bütünleşmeyi amaçlayan siyaseti esas alan ve siyaset dışındaki tüm yöntemleri reddeden birinin ifade biçimine niyetinden bağımsız anlamlar yükleyip suçlamak haksızlık olur.

Üsttenci, buyurgan ve suçlayıcı bir dil, köklü bir değişimin yaşandığı bu süreçte hem sorun üretir hem sorundan beslenenlere katkı sağlar. Sorunu kökten çözmek isteyenlerin dili bu olmamalıdır.

Cumhurbaşkanımızın ve MHP liderinin dili örnek alınırsa hiç bir yol kazası yaşanmaz.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir