Sözün tam da burasında Kandil’e sesleniyoruz:
Kurucu liderinizin sözleriyle artık varlık nedeninizi yitirdiniz.
O nedenle aşılmış ve anlam yoksunluğuna düşmüş anlayışınızı ve dilinizi geçmişte bırakınız.
Anlayışınızı İmralı’daki önderinizin anlayışıyla tam uyumlu hale getiriniz.
Dilinizi sorun çözen siyasetin diline dönüştürünüz.
Bilesiniz ki silah, hiçbir derdin dermanı, hiçbir sorunun çözümü değildir.
Lideriniz Öcalan’ın çağrısına uyarak kendinizi feshettiğinizi ve silahlarınızı bırakacağınızı açıkladınız.
Bu irade beyanı doğrultusunda gerçekleştirdiğiniz silah yakma töreni Türkiye’de takdir topladı.
Bizzat Sayın Bahçeli bu eyleminizden dolayı örgütünüzün kurucu liderine teşekkürlerini iletti.
Öcalan’ın 27 Şubat’taki fesih ve silah bırakma çağrısında şart yoktu.
Sadece ve yalnızca dağ sorununun ebediyen çözülmesi ve gelecek olanlar için yasal-hukuki altlığın oluşturulması talebi vardı.
Kritik eşik, silahların bırakıldığının devletin ilgili birimlerince teyid ve tespitiyle aşılacaktı.
Sonrasında eşzamanlı olarak yasal-hukuki ve idari altlık oluşturulacaktı.
ABD-İsrail cephesinin İran’a saldırmasıyla beraber silahların bırakılması konusundaki tavrınızda bir ikircikli tutum belirdi.
Eski alışkanlıklarınızın yeniden depreştiği görülüyor.
Konjonktürü gözeten taktiksel tavırlarınız bilesiniz ki hem kurucu liderinizin sözünün gücünü kırıyor, hem de sürece dair umutların kırılmasına sebebiyet veriyor.
“Devlet adım atmadan silahlarımızı bırakmayız. Devletin adım attığını görmeden adım atmayız.” biçiminde konjonktürel ve taktiksel bir pozisyona savrulmanız, çözümü öteleyen ana faktörlerden birine dönüştü.
Öcalan’ın çağrısı, kökten bir paradigma değişimi içeren stratejik bir çağrıydı. Ama görünen o ki siz zamana oynayarak taktiksel oyunlar peşinden koşuyorsunuz.
Yanlış hesap yapıyorsunuz.
Bu iş taktik işi değildir.
Konjonktüre göre şekil alma işi hiç değildir.
Öcalan’ın yeni döneme dair paradigmasında silaha kesinlikle yer yoktur.
Buradan size sesleniyoruz:
Taktiksel hesaplarla süreci zehirlemek isteyen güçlerin oyununa gelmeyiniz.
Silahlarınızı toprağa gömdüğünüzü ve Türkiye için artık bir tehdit unsuru olmadığınızı gösteriniz.
Hatta kendinizi Türkiye’nin gücüne dönüştüreceğinizi somut eylemlerle gösteriniz ki süreç nihayete ersin.
Sizi koşulsuz bir biçimde silahlarınızı terk etmeye çağırıyoruz.
Sizin adınıza devletle müzakere eden kurucu liderinizi boşa çıkartırsanız, güvensizlik üzerinden sürecin bozulmasına sebebiyet verecek veya sürecin uzamasına yol açacak kaybettirici pozisyonlar üretirseniz, işte o zaman hem Öcalan’ı boşa çıkartmış olursunuz, hem de bir bütün olarak Türklerle Kürtlerin barış umutlarını, daha demokratik temeldeki ortak gelecek umutlarını darbelemiş olursunuz.
Sizi bu yanlış kararınızdan vakit varken vazgeçmeye çağırıyoruz.
Gün, silahlar üzerinden şart dayatma veya talep üretme günü değildir.
Gün, silahları toptan bırakarak daha demokratik bir Türkiye’nin inşa sürecinin başlamasına katkı sağlama günüdür.
Madem “ İrademiz Öcalan’dır!” diyorsunuz, o vakit Öcalan’ın çağrısına uyarak silahlarınızı koşulsuz-şartsız bırakınız diyoruz.
Siz Öcalan adına devletle müzakere eden taraf konumuna bürünmekten vazgeçiniz ki sizin adınıza müzakere yürüten Öcalan başarılı olabilsin.
Önümüzde yepyeni bir dönem duruyor.
Silahlarınız bu yeni dönemin önünde bariyer olmaktan çıkmalı artık.
O yüzden buradan yüksek sesle size çağrıda bulunuyoruz:
Bırakınız o silahları ve içinizde büyüttüğünüz paranoyaların yol açtığı güvensizlikleri!
Cumhurbaşkanımızın sözü sözdür
MHP liderinin sözü sözdür.
Siz sözünüzde durduğunuzu gösterdiğinizde süreç kendi mecrasında başarıyla tamamlanacaktır.


Bir yanıt yazın